Bugünkü makalemizde “Akrilik boya suyla inceltilir mi” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.
Akrilik boya suyla inceltilir mi?
Bazı sorular var ki insanın aklına ilk düştüğünde basit gibi görünür ama üzerine düşündükçe bir anda hayat felsefesine dönüşür. “Akrilik boya suyla inceltilir mi?” tam olarak böyle bir soru. İlk duyduğumda ben de “E yani suyla inceltilir tabii, boya sonuçta…” diye geçirmiştim içimden. Sonra bir gün evdeki beyaz tişörtümün üzerine yanlışlıkla mavi bir “soyut çalışma” bırakınca işin hiç de o kadar basit olmadığını anladım.
İzmir’de yaşıyorum. Burada hava zaten bazen insanın içini açıyor, bazen de “ben bugün hiçbir şey yapmayacağım” diye koltuğa mıhlıyor. O gün de ikinci moddaydım. Bir arkadaşım “gel akrilik boya deneyelim, rahatlatıcı” dedi. Rahatlatıcı mı? O an bilmiyordum ama geriye dönüp bakınca tek rahatlayan şey egom oldu; çünkü onun da sınırları varmış.
—
Akrilik boya nedir, ne değildir?
Akrilik boya dediğimiz şey aslında su bazlı bir boya türü. Ama “su bazlı” deyince insanın aklına hemen çay gibi, limonata gibi kolay karışan bir şey geliyor. Halbuki öyle değil. Bu boya, suyu sever ama ölçülü sever. Fazla ilgi gösterirsen trip atıyor gibi davranıp pigmentini bozabiliyor.
Bir gün atölyede biri şöyle demişti:
“Bunu suyla incelt, akışkan olsun.”
Ben de içimden: “Tamam, suyla inceltmek ne kadar zor olabilir ki?” dedim.
Sonra o tablo… yani “deneme alanı”… yani “kaza sonucu oluşan renk felaketi” ortaya çıktı.
Akrilik boya, kuruduktan sonra plastik gibi bir tabaka oluşturur. Bu yüzden suyla inceltme işi sadece karıştırmak değil, aynı zamanda denge işidir. Fazlası suluboya efekti verir, azıysa duvar boyası gibi kalın bir kütle.
Ve evet, bazen insan kendini duvar boyası gibi hissedebiliyor ama o başka konu.
—
Su ile inceltme meselesi: “Biraz su koyarım ne olacak ki?”
Şimdi dürüst olalım. Herkesin içinde küçük bir “abartma ustası” vardır. Özellikle mutfakta ya da sanatsal işlerde bu kişi aktifleşir.
Benim içimdeki versiyonu genelde şöyle konuşur:
“Azıcık su koy, bir şey olmaz.”
O “azıcık” kelimesi genelde felaketlerin başlangıç cümlesidir.
Akrilik boya suyla inceltilir mi? Evet, inceltilir. Ama burada mesele “nasıl inceltilir?” sorusu. Çünkü suyu fazla kaçırırsan boya pigmenti dağılır, renk gücünü kaybeder ve ortaya “ne olduğu belirsiz pastel bir anı” çıkar.
Bir keresinde mavi boya ile deniz yapmak istemiştim. Sonuç? Deniz değil, sanki İzmir Körfezi sabah 6’da uyanmış da rengi kaçmış gibi bir şey oldu.
—
Evde yaşanan “çok su koydum” dramı
Evde boya yapmanın en trajik yanı, her şeyin kontrolünün sende olduğunu sanman.
Bir bardak su, bir palet, biraz boya… ve özgüven.
Sonra şu iç ses:
“Bir tık daha su koyarsam daha profesyonel görünür.”
Hayır, görünmez.
Hatta tam tersi olur.
Bir gün oturmuşum, beyaz bir yüzeye kırmızı akrilik boya hazırlıyorum. Yanımda arkadaş var. Diyalog şöyle:
– “Renk çok koyu oldu, biraz su ekle.”
– “Ne kadar?”
– “Ya göz kararı.”
– “Benim göz zaten gece modu, sıkıntı var.”
Sonuç: pembemsi çorba.
O an anladım ki akrilik boya suyla inceltilir mi sorusu sadece teknik değil, psikolojik bir test.
—
İzmirli birinin atölye denemesi
İzmir’de yaşamanın bir avantajı var: insanlar seni çok yargılamıyor. Çünkü herkes zaten kendi halinde bir şeyler yaşıyor.
Ben de bir gün Karşıyaka tarafında küçük bir atölyeye girdim. İçeride boya kokusu, kahve kokusu ve “ben sanırım sanatçı oldum” hissi var.
Hoca dedi ki:
“Bugün akrilik boya ile serbest çalışma yapıyoruz.”
Benim iç ses:
“Serbestlik mi? Tehlikeli…”
Başladım boyamaya. İlk başta her şey güzel. Renkler canlı, fırça akıyor, ben de kendimi Van Gogh’un İzmir şubesi gibi hissediyorum.
Sonra suyu biraz fazla kaçırdım.
Bir anda tablo şuna döndü: “duygusal çöküş sonrası soyut ifade denemesi”
Hoca yanımdan geçti, baktı ve dedi ki:
“Bu çok… akışkan olmuş.”
Ben:
“Evet, duygularım da öyle.”
—
Doğru inceltme teknikleri
Şimdi biraz ciddileşelim ama sıkıcı olmayalım.
Akrilik boya suyla inceltilir mi? Evet ama oran önemli. Genelde önerilen şey, çok aşırı su eklememek. Çünkü boya pigmenti bir noktadan sonra bağlayıcısını kaybediyor.
Ama bunu okuyunca kimse gidip cetvelle ölçüm yapmıyor, biliyorum.
Pratikte şu işe yarıyor:
Az su → yoğun renk
Orta su → yumuşak geçiş
Çok su → “ben ne yaptım?” evresi
Bir de şunu öğrendim: suyu direkt boyaya boca etmek yerine, fırçayı suya batırıp kontrollü taşımak daha iyi sonuç veriyor. Bu bilgi bana 3 başarısız denemeden sonra ulaştı. İnsan bazen öğrenmek için biraz “sanatsal travma” yaşamak zorunda kalıyor.
—
Fırça, su ve insan sabrı
Fırça aslında sadece bir araç değil. Aynı zamanda sabrın görünür hali.
Benim ilk fırçamla ilişkim şöyleydi:
Ben: “Hadi güzel bir şey yapalım.”
Fırça: “Sen önce suyu kontrol et.”
O kadar basit aslında. Akrilik boya suyla inceltilir mi sorusunun cevabı teknik olarak evet ama pratikte şu: “ne kadar kontrol edebildiğine bağlı.”
—
Hatalar ve komik sonuçlar
Sanat yaparken hata kaçınılmaz. Ama akrilik boyada hata biraz daha görünür oluyor. Çünkü kuruyunca geri dönüş yok.
Bir keresinde yanlışlıkla fazla su koyduğum bir karışımı tuvale sürdüm. Sonra bekledim. Kurusun, düzelir diye düşündüm.
Kurudu.
Daha kötü oldu.
Arkadaşım baktı ve dedi ki:
“Bu modern sanat mı?”
Ben:
“Evet… İzmir yalnızlığı temalı.”
İnsan bazen hatasını sahiplenerek sanat yapıyor, bu da ayrı bir beceri.
Başka bir sefer fırçayı temizlemeden farklı renge geçtim. Ortaya çıkan renk:
“Ne kırmızı ne kahverengi ne de başka bir şey”
Adını koyamadık. O gün öğrendim ki bazı şeyler sadece var olmak için var.
—
İç sesin sürekli karışması
Akrilik boya ile uğraşırken insanın iç sesi hiç susmuyor:
“Biraz daha su koy.”
“Yok koyma, bozarsın.”
“Bu renk güzel oldu ama fazla parlak.”
“Belki de sanat bu zaten: belirsizlik.”
Bir noktada artık boya değil, kendi düşüncelerini karıştırıyorsun.
İzmir’de akşamüstü ışığıyla birlikte bu düşünceler daha da derinleşiyor. Pencere açık, dışarıdan hafif rüzgar geliyor, içeride boya kuruyor… ve sen “ben ne yapıyorum?” diye düşünüyorsun.
—
Küçük bir gerçek: kontrol sanısı
Aslında mesele sadece Akrilik boya suyla inceltilir mi sorusu değil. Biraz da kontrol hissiyle ilgili.
İnsan her şeyi ölçebildiğini sanıyor. Biraz su, biraz boya, biraz plan…
Ama gerçek şu: her şey her zaman planlandığı gibi gitmiyor.
Bazen fazla su, bazen yanlış renk, bazen de sadece o gün ruh halin.
Ve bu üçlü birleşince ortaya ya çok güzel bir şey çıkıyor ya da “ben bunu neden yaptım?” dedirten bir tablo.
—
Son bir atölye anısı
En son gittiğim atölyede biri yeni başlamıştı. Heyecanlıydı.
“Ben çok güzel yapacağım,” dedi.
Ben içimden güldüm çünkü aynı cümleyi ben de söylemiştim.
Sonra suyu fazla kaçırdı.
Ben sessizce ona baktım.
O bana baktı.
İkimiz de aynı gerçeği anladık: akrilik boya affetmez ama öğretir.
Ve en sonunda insan şunu öğreniyor: mesele mükemmel yapmak değil, denemek.
Bazen su fazla olur, bazen az. Bazen renk kaçar, bazen tam tutar. Ama her seferinde ortaya çıkan şey biraz sen olursun.